Gayrimenkul sektöründe 2026 itibarıyla doğru fiyatlama dönemi başladı

Gayrimenkul sektöründe 2026 itibarıyla doğru fiyatlama dönemi başladı ve bu süreçle birlikte piyasalarda spekülatif değerlemelerin yerini daha şeffaf, veriye dayalı ve ulaşılabilir fiyat modelleri alıyor.
Gayrimenkul piyasasında 2026 yılı itibarıyla yeniden fiyatlama süreci
Türkiye gayrimenkul piyasasında 2026 yılı itibarıyla yüksek finansman maliyetleri ve alıcıların artan seçiciliği satış süreçlerini doğrudan etkiliyor. Mesut Parmak, piyasada yaşanan bu süreci yalnızca durgunluk olarak tanımlamanın eksik kalacağını belirterek, sektörün yeni bir fiyatlama dönemine girdiğini ifade ediyor.
Alıcılar artık alternatif gayrimenkul seçeneklerini daha kapsamlı bir şekilde karşılaştırıyor. Yatırımcılar, satın alacakları mülkün geri dönüş süresini ve maliyet analizini daha detaylı hesaplayarak hareket etmeyi tercih ediyor.
Doğru fiyatlandırmanın satış üzerindeki etkisi
Mesut Parmak, satıcıların fiyat beklentileri ile alıcıların güncel ödeme gücü arasındaki dengesizliğin satış sürelerini uzattığını belirtiyor. Piyasa verilerine göre, doğru fiyatlandırılan ve nitelikli olarak tanımlanan gayrimenkuller alıcı bulmaya devam ediyor.
Gayrimenkul yatırımında yalnızca nominal fiyat artışının yeterli olmadığını belirten Parmak, yatırımcıların lokasyon, kira getirisi, ulaşım ağları, yapı kalitesi ve deprem güvenliği gibi kriterleri bir arada değerlendirmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca imar durumu ve bölgenin uzun vadeli gelişim potansiyeli, yatırım kararını etkileyen temel unsurlar arasında yer alıyor.
Pazarlık gücünün alıcı tarafına geçişi
Mevcut piyasa koşullarında nakit gücü bulunan yatırımcılar için çeşitli fırsatlar oluştuğunu kaydeden Mesut Parmak, pazarlık gücünün önceki dönemlere oranla daha fazla alıcı tarafına geçtiğini ifade ediyor. Bu durum, satıcıların piyasa gerçeklerine uygun fiyatlama yapmalarını zorunlu kılıyor.
Alıcılar, pazarlık masasında daha avantajlı bir konumda bulunurken, gayrimenkulün toplam maliyetini ve gelecekte yaratacağı katma değeri önceliklendiriyor. Piyasadaki bu değişim, mülk sahiplerinin satış stratejilerini güncellemelerine neden oluyor.
Faiz oranları ve ertelenmiş talebin piyasa etkisi
Faiz oranlarında yaşanabilecek düşüşlerin, piyasada bekleyen ertelenmiş talebi yeniden harekete geçirebileceği öngörülüyor. Mesut Parmak, bu talebin geri dönmesinin mevcut pazarlık avantajını alıcı aleyhine azaltabileceğine dikkat çekiyor.
Yatırımcıların karar süreçlerinde sadece faiz oranlarına odaklanmak yerine gayrimenkulün toplam maliyetini ve uzun vadeli değer potansiyelini dikkate almaları öneriliyor. Piyasada dengelenme süreci devam ederken, alıcı ve satıcıların gerçekçi beklentilerle hareket etmesi önem taşıyor.





















