Beyaz Saray’da Trump-Şi zirvesiyle ticari ateşkes süresi uzatıldı

Beyaz Saray’da Trump-Şi zirvesiyle ticari ateşkes süresi uzatıldı ve iki ülke arasındaki gerilimin düşürülmesi adına önemli bir adım atıldı. Küresel piyasaları yakından ilgilendiren bu gelişme, tarafların ticaret savaşlarını askıya alma konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Devlet Başkanı Şi Cinping ile Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump arasında Beyaz Saray’da gerçekleştirilen heyetler arası görüşmenin detaylarını kamuoyuyla paylaştı. İki küresel gücün liderleri; tarife ve teknoloji kısıtlamalarıyla gerilen ticari ilişkileri rahatlatacak yeni bir ortak düzenlemede mutabakata varırken, yapay zekâ yönetimi, Tayvan meselesi ve Orta Doğu’daki sıcak çatışmaları kapsamlı şekilde ele aldı.
Görüşmede ekonomi ve ticaret heyetlerinin vardığı uzlaşmayı değerlendiren Şi Cinping, varılan mutabakatın iki ülke halkları, sanayi sektörleri ve küresel piyasalar açısından memnuniyet verici bir gelişme olduğunu ifade etti. İş birliğinin karşılıklı kazanım ilkesine dayanması gerektiğini vurgulayan Şi, ekonomik ilişkilerin istikrarının ortak çalışma alanlarının genişletilmesine ve anlaşmazlık başlıklarının daraltılmasına bağlı olduğunu belirtti.
Geçici ticaret Uzlaşması Ocak 2027’ye uzatıldı
Trump’ın ikinci başkanlık döneminde Washington’ın gümrük tarifesi artışları ile teknoloji ihracatı kısıtlamalarına karşılık Çin’in kritik nadir toprak elementleri tedarikindeki denetimleri sıkılaştırmasıyla iki ülke arasındaki ekonomik gerilim tırmanışa geçmişti.
Liderlerin Ekim 2025’te Güney Kore’nin Busan kentinde vardığı ve 10 Kasım tarihinde süresi dolacak olan geçici uzlaşma protokolünün, heyetler arası müzakerelerin ardından Ocak 2027’ye kadar uzatılması kararlaştırıldı. Bu adım, küresel tedarik zincirleri ve finans piyasaları üzerindeki belirsizliği hafifleten en somut çıktı olarak kayda geçti.
Yapay zekâda “Savunmacı değil iş birlikçi” yaklaşım çağrısı
Görüşmenin en stratejik gündem maddelerinden birini yapay zekâ teknolojileri oluşturdu. Şi Cinping, iki ülkenin bu alandaki küresel liderliğine işaret ederek savunmacı refleksler yerine güçlü yönlerin birleştirilmesi gerektiğini söyledi:
“Yapay zekâ konusunda diyaloğu sürdürebilir, riskleri ve faydalarına dair görüş alışverişinde bulunabilir ve kötüye kullanımını birlikte önleyebiliriz. Bu teknolojide insan kontrolünün korunması, insan merkezli ve iyiliksever bir yaklaşıma sadık kalınması ve yapay zekânın insanlığın ilerlemesine hizmet etmesi esastır.”
Zirvede iki ülkenin bilgi paylaşımı ve tehditlere karşı erken uyarı mekanizmasını kapsayan bir “yapay zekâ diyaloğu” zemini oluşturması ele alınırken, Washington’ın risk kontrolü odaklı tavrı ile Pekin’in küresel yönetim modeli talebi arasındaki yaklaşım farkları da masada yer aldı. Ayrıca ABD’li teknoloji şirketlerinin Çinli rakiplerine yönelttiği “damıtma” (distillation) yoluyla veri aktarımı iddiaları sürecin hassas başlıkları arasında bulunuyor.
Pekin’den Tayvan uyarısı: “Egemenlik temelimiz korunmalı”
Tayvan başlığında Pekin yönetiminin değişmez ilkelerini yineleyen Şi, Ada ile birleşme konusunun Çin’in ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü doğrudan ilgilendirdiğini dile getirdi. Washington yönetimine “Tayvan’ın bağımsızlığı” konusunda ilkesel duruşunu muhafaza etme çağrısı yapan Şi, ikili ilişkilerin ve stratejik iş birliğinin zedelenmemesi için bu çizginin korunması gerektiğini kaydetti.
1949’dan bu yana süren fiili ayrılığa ve Tayvan’ın ABD menşeili silah alımlarıyla savunmasını artırmasına karşın Pekin, “tek Çin” anlayışını vurgulayarak güç kullanımını tamamen dışlamayan pozisyonunu koruyor.
Hürmüz ve Babulmendeb krizine Karşı diyalog vurgusu
İki lider; Ukrayna savaşı, Kore Yarımadası ve Orta Doğu’daki askeri tırmanışa dair görüş alışverişinde bulundu. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonları ve Tahran’ın misillemeleriyle sarsılan enerji koridorlarına dikkat çeken Şi, tüm tarafların nükleer dosya dahil sorunları diyalog masasında çözmesi gerektiğini belirtti:
“Çin, tüm ülkelerin egemenliğine ve güvenliğine saygı gösterilmesini savunmaktadır. Gerilimi düşürmek üzere yapıcı rol oynamaya devam ediyoruz; tarafları barışçıl yola dönerek müzakerelerin ivmesini korumaya teşvik ediyoruz.”
Bölgedeki çatışmaların Hürmüz Boğazı’nda yol açtığı sevkiyat kesintileri ve Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz hattında yarattığı risklerin küresel enerji piyasalarını tehdit ettiği bir dönemde yapılan görüşmede, Washington’ın Rusya ve İran’a yönelik genişleyen yaptırımlarının ikili ticarete yansımaları da değerlendirildi.
Kaynak: AA























